Bir sayfayı hedeflediğiniz kelimede birinci sıraya çıkardınız. Trafik geldi. Satış gelmedi.
Bu, SEO çalışmalarında en sık yaşanan ve en az konuşulan başarısızlık biçimi. Teknik olarak her şey doğru yapıldı; yanlış olan tek şey kelimenin kendisiydi.
Anahtar kelime araştırması sektörde bir araç işi gibi anlatılıyor: bir araca girersiniz, hacimli kelimeleri listelersiniz, en yüksek hacimliyi seçersiniz. Gerçek araştırma ise arama kutusundan değil, arama sonucundan başlıyor.
Önce niyet, sonra hacim
Her arama bir niyet taşıyor. Dört temel tip var:
Bilgi amaçlı. "Kombi neden su damlatır" — kullanıcı öğrenmek istiyor, şu an bir şey satın almıyor.
Gezinme amaçlı. "Arçelik servis" — belirli bir yere gitmek istiyor.
Ticari araştırma. "En iyi kombi markası", "Vaillant mı Bosch mu" — satın almaya yakın ama henüz karar vermemiş.
İşlemsel. "Kombi fiyatları", "24 kw kombi satın al" — cüzdanını çıkarmış.
Bu dört tip aynı sayfaya konulamaz. "Kombi neden su damlatır" arayan kişiye ürün sayfası göstermek, tıklamayı alıp dönüşümü kaybetmek demek. Aynı şekilde "kombi fiyatları" arayan kişiye 2000 kelimelik rehber sunmak da öyle.
Türkiye'de e-ticaret sitelerinin blog trafiği raporlarında "%40 arttı" yazarken satışın sabit kalmasının sebebi tam olarak bu: bilgi amaçlı trafiği ticari başarı sanmak.
Niyeti nasıl anlarsınız? Google'a sorun
Bir kelimenin niyetini tahmin etmeyin. Aratın ve sonuç sayfasına bakın.
Google, milyarlarca aramadan hangi tip içeriğin bu sorguyu tatmin ettiğini zaten öğrenmiş. Sonuç sayfası, o öğrenmenin çıktısı:
- İlk on sonuç blog yazısıysa, o kelime bilgi amaçlıdır. Oraya ürün sayfasıyla girmeye çalışmak duvara koşmaktır.
- Sonuçlar kategori sayfalarıysa, oraya blog yazısıyla girilmez.
- Sonuçlarda karşılaştırma listeleri varsa, kullanıcı karar aşamasındadır.
- Yerel işletme kartı (harita paketi) varsa, arama yerel niyetlidir.
- AI özeti çıkıyorsa, o kelimede tıklama beklentinizi düşürün.
SERP'i okumak, herhangi bir araçtan daha doğru bilgi veriyor. Ve ücretsiz.
Araçların verdiği arama hacmi rakamları ne kadar gerçek?
Kısa yanıt: yaklaşık.
Bu rakamların hiçbiri Google'ın gerçek verisi değil. Araçlar tıklama akışı verisinden, örneklemeden ve modellemeden tahmin üretiyor. Google'ın kendi aracı olan Anahtar Kelime Planlayıcı bile aralık veriyor ve benzer kelimeleri tek başlık altında topluyor.
Pratik sonuçları:
Gruplama sorunu. "Kombi fiyatları" ve "kombi fiyat" ayrı ayrı aranıyor ama araç ikisini tek satırda gösterebiliyor. Rakam şişiyor.
Sıfır hacimli kelimeler. Araç "0" ya da "10" gösteriyor diye kelime değersiz değil. Özellikle B2B ve niş kategorilerde, ayda 20 kez aranan bir kelime yılda birkaç yüz bin liralık iş getirebiliyor. Araç o kelimeyi listenizden siliyor, rakibiniz de sildiği için orası boş kalıyor.
Mevsimsellik. Yıllık ortalama gösteren rakam, "yılbaşı hediyesi" gibi kelimelerde tamamen yanıltıcı.
Rakamları yön tayini için kullanın, karar için değil.
Kelime zorluğu skoru neyi ölçmüyor?
Araçlardaki "Keyword Difficulty" skoru büyük ölçüde ilk on sonucun bağlantı profiline bakıyor. Bakmadığı şeyler:
- İçeriğin gerçekten iyi olup olmadığı
- SERP'in kim tarafından işgal edildiği (ilk on sonuç pazaryeri ve devlet siteleriyse skor ne derse desin oraya giremezsiniz)
- Sizin marka otoriteniz
- Niyetin sizin sayfa tipinizle uyumu
Düşük zorluk skoru, "kolay" demek değil. Yüksek skor da "imkânsız" demek değil.
Türkçe'nin SEO'ya özel zorlukları
Bu bölüm, İngilizce kaynaklardan çeviri yapan içeriklerde hiç geçmiyor ama Türkiye'de çalışan herkesin karşılaştığı bir gerçek.
Sondan eklemeli dil. Türkçe kelimeler ek alarak değişiyor: "ayakkabı", "ayakkabılar", "ayakkabısı", "ayakkabıları", "ayakkabıcı". Bunların bir kısmı ayrı arama hacmine sahip ve araçlar bunları düzgün gruplayamıyor. "Kadın ayakkabı" ile "kadın ayakkabıları" farklı hacimler taşıyabiliyor ve SERP'leri bile farklı olabiliyor.
Türkçe karakter kullanımı. Kullanıcıların önemli bir kısmı "şık" yerine "sik", "çanta" yerine "canta", "düğün" yerine "dugun" yazıyor. Bu, özellikle mobil klavyede yaygın. Araçlar iki varyantı ayrı satırlarda gösteriyor; içerik stratejisinde ikisini de hesaba katmak gerekiyor. Google çoğu durumda bunları eşleştiriyor ama URL'de, başlıkta ve dosya adında Türkçe karakter kullanımı hâlâ tartışma konusu (URL'de kullanmamak yaygın kabul).
Büyük/küçük "i" problemi. Türkçe'de "I/ı" ve "İ/i" ayrı harfler. Yazılım tarafında yapılan otomatik küçültme işlemleri, "İSTANBUL" kelimesini "istanbul" yerine "ıstanbul" yapabiliyor. Bu, URL üretiminde ve arama fonksiyonunda gerçek hatalara yol açıyor.
İngilizce terim karışıklığı. Bazı kategorilerde kullanıcı Türkçe aramıyor: "sneaker" mı "spor ayakkabı" mı, "laptop" mu "dizüstü bilgisayar" mı? İkisi de aranıyor, oranları sektöre göre değişiyor ve zamanla kayıyor. Bu ikilemi araç değil, Search Console verisi çözüyor.
Yandex faktörü. Türkiye, Yandex'in Google dışında anlamlı bir paya sahip olduğu az sayıdaki pazardan biri. Yandex'in algoritması ve indeksleme davranışı Google'dan farklı çalışıyor. Trafiğinizin küçük ama gerçek bir dilimi oradan geliyorsa, hesaba katılması gerekiyor.
Rakibin kelimelerini kopyalamanın sorunu
Yaygın yöntem: Rakibin sıraladığı kelimeleri araçla çıkar, aynılarını hedefle.
Sorun şu: Rakip o kelimelerde sıralıyorsa oyun zaten oynanmış. Siz geriden başlıyorsunuz ve aynı içeriği daha iyi yaparak öne geçmek, sıfırdan bir boşluk bulmaktan çok daha pahalı.
Daha verimli yöntem, rakibin sıralamadığı ama sıralaması gereken kelimeleri bulmak. Yani kimsenin iyi cevap vermediği sorular. Bunlar araçlarda "düşük hacim" olarak görünüyor ve tam da bu yüzden boş duruyorlar.
Kelime bulmanın araçsız yolları
- Search Console. Sitenizin zaten gösterim aldığı ama tıklama almadığı sorgular. Burası altın madeni ve ücretsiz.
- Müşteri hizmetleri kayıtları. İnsanlar telefonda ne soruyor? O soru, aramada da soruluyor.
- Site içi arama verisi. Ziyaretçiler sitenizde ne arayıp bulamıyor?
- Ads arama terimi raporu. Reklam veriyorsanız, paranızın gittiği gerçek sorgular orada — tahmin değil, veri.
- Forum ve yorumlar. Ekşi Sözlük, Reddit, ürün yorumları, Şikayetvar. İnsanların gerçekten yazdığı dil orada.
Yapay zekâ çağında kelime araştırması değişti mi?
Kısmen. Kullanıcılar artık daha uzun ve konuşma diline yakın sorular soruyor — çünkü karşılarında bir arama kutusu değil, bir asistan olduğunu düşünüyorlar. "Kombi kaç kw" yerine "80 metrekare daire için kaç kw kombi almalıyım".
Bu, uzun kuyruklu kelimelerin önemini artırıyor ama tek tek her varyantı hedeflemek anlamsız. Google karmaşık bir soruyu alt sorulara bölüp her biri için kaynak arıyor. Yani hedeflenecek şey kelime değil, konu ve o konunun etrafındaki soru kümesi.
Pratik karşılığı: Tek başlık altında birden fazla alt soruyu yanıtlayan, net ve alıntılanabilir cevaplar veren içerik.
Sıkça sorulan sorular
Kaç kelime hedeflemeliyiz?
Sayı değil küme düşünün. Bir sayfa, bir arama niyetine hizmet etsin; o niyetin altındaki tüm varyantları doğal olarak toplar.
Aynı kelimeye iki sayfa yapabilir miyiz?
Yapmayın. İkisi de yarım kalır. Aynı niyeti hedefleyen sayfaları birleştirmek, çoğu sitede yeni içerik üretmekten daha yüksek getirilidir.
Ücretli araç şart mı?
Hayır. Search Console + SERP'e bakmak, çoğu küçük ve orta site için yeterli. Araçlar zaman kazandırıyor, doğruyu bulmuyor.
Hangi kelimeden başlamalıyım?
Ticari niyeti yüksek, rekabeti sizin otoritenizin kaldırabileceği ve şu an kimsenin iyi cevap vermediği kelimeden. Üçü birden sağlanıyorsa oradan başlayın.
Anahtar kelime araştırması aslında bir dinleme işi. İnsanların ne aradığını değil, neden aradığını anlamak. Araçlar size kelimeyi verir; niyeti Google'ın sonuç sayfası, müşteri hizmetleriniz ve kendi Search Console'unuz verir.
Veri odaklı SEO hizmetleri sunan Mobitek, 20 yılı aşkın deneyimiyle arama niyeti haritalama, içerik stratejisi, teknik denetim ve ölçümleme süreçlerini yürütüyor. Konuya ilişkin ayrıntılı SEO rehberi ve ajansın çalışma modeli: https://mobitek.com/seo/


Yorum yaparken:
1. Yaptığınız yorumun, mutlaka yazı ile alakalı olmasına özen gösteriniz.
2. Yorumlarınızda yazım ve dil bilgisi kurallarına uymaya çalışın lütfen.